21 Temmuz 2014 Pazartesi

"Susuyorum, O Halde Vicdanım Rahat'"

Çok kızgınım be arkadaş. Birileri dünyanın sağırlığını kullanarak insanları katlediyor. Başkaları da vicdanlarına bahanelere bulayarak sessizliğinden güzel kelimelerle bezenmiş çarşaflar satıyor bize! Yaz günü millet daha güzel bronzlaşmak için kendilerine tatil yerleri beğenirken, Gazze'de ve tabi dünyanın başka bir çok yerinde anneler gökyüzünden yağan bombalarla tenleri yanmış evlatlarını kefene sarıyor.       

Fotoğraf: ‎ژانر‎

İsrail ürünlerine HAYIR denildiğinde de birileri çıkıyor, aha da böyle yazılar yazıyor:

Fotoğraf: Hay kim yazdıysa ağzına sağlık valla bu kadar güzel anlatılabilirdi! !!

Arkadaş okuma yazman var diye sayfalarını tenini yaralamak zorunda değilsin ya! Şimdi teknoloji, bilim ya da hocamın deyişiyle YARAYIŞLI olan herhangi bir şey Yahudilerden çıktı diye taş devri edasıyla dumanla mi haberleşeceğiz?! Hele ki daha Yahudi ile İsraillinin farkını çözememişiz. Bugün Beyaz Saray'ın önünde bu zulme okkalı HAYIR diyen büyük çoğunluk vicdan sahibi Yahudilerden oluşuyor. Tamam; vicdanlı, akıllı, hazır beyin gıdalarıyla beslenmeyen bir nesil yetiştir arkadaş. Ama tepkini ortaya koymak için de ille de 50 sene beklemene gerek yok. Ya da kullanmadığın için aynen fabrika ayarlarını koruyan vicdanını testinin başına koy, yaz günün serin serin iç suyunu! Belki için ferahlar...
Hakikaten Albert amcam doğru söylemiş:


Fotoğraf

13 Temmuz 2014 Pazar

Dönmek Güzel!


Merhabalar! Uzun zamandır tez fırtınası hayatımı aldı; bir havaya kaldırdı, bir duvara, bazen de içi boş bir ODUN'a vurdu durdu! Şimdi de elimde tez var ama uzaktan görenler bunu pek fark edemiyor ;-) Bugünlerde  de kocaman bir çiçeği taşıyan bir karınca misali makaleler yazıyorum! 


Bu teşbihin referansı tam olarak insan anatomisinin neresinden kaynaklanıyor diye sormayın sakın. Kraliyet ailesinden geldiğim için azcık kibar insanımdır, beynimi fırtına sardığında ancak böyle küfredebiliyorum:-(
Her neyse büyümüş bir şekilde bloğuma hoş geldim:D Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...

8 Ocak 2014 Çarşamba

Sensiz BİZ Biriktiriyorum!

"Ellerime bıraktığın o ezeli ışığa yavaş yavaş alışmaya başlıyorum. Aldığım her nefeste nefesini arıyorum. Her sıcak bakışın ardındaki SENİ arıyorum. Herkes güzelleştğimi söylese de artık ne kadar ben olmadığımı tahmin edebilen yoktur. Ne kadar ÖZLEM biriktirdiğimi bilen yok..." 

these hands miss yours

9 Ekim 2013 Çarşamba

"Odun Tomurcuğun Ahhh 'Ne Günler' Görmüş Halidir."


Ve yine sessizlik biriktiriyorum;  dünyanın buna tepkisiz kalmadığını bilerek BAZILARININ adalet anlayışı karşısında sususyorum! Haksızlıkları karşısında söylenecek çok sözüm olduğundan susuyorum! Bazı insan maskeli yaratıkların hayatımdan geçişlerini izleyerek sususyorum. Sessizce çok daha fazla şey söyleyebilidiğimi bildiğim için sususyorum. Allah'ın sevgisine inandığım için susuyorum...
Ve BAZI insanların hayatımdaki ömürleri kısa olduğundan şükrediyorum...


17 Eylül 2013 Salı

Düğmeli Zengin


Var ya burada böyle bir ayakkabıyı yapmaya çalışırsam cumaları dilenciliğe çıkmam lazım herhal;-)

Bensiz döndüm...

Ve döndüm... Üç hafta aradan sonra alıştığımı sandığım eski hayata döndüm; kalbimde büyük bir kaybın acısı ve ezeli bir ateşin kıvılcımı ile döndüm... Kendimi bıraktım ve geri geldim... Ona rağmen eksilmedim!... 
   

9 Ağustos 2013 Cuma

Ayak İzlerini de Al ve Git:-)

Bazı insanlar hayatımıza girer girmez ruhumuzda öyle derin izler bırakıyorlar ki bir daha eski Biz olamayız! Onlar bizim Şems-i Tebrizi'miz biz ise onları Mevlana'sı oluveririz. 


Kimileri yaşamımıza çok kısa bir süreliğine girer ama onların ayak izleri hayatımız boyunca bize eşlik eder. Varlıkları daha uzun sürsün diye nice adaklar adar dualar ederiz...  
Bazıları da hayatımıza tanıtıldıkları günü lanet ettirir bize! Ayak izi bırakmamaları için dualar ederiz ya da onları nasıl silebileceğimizi düşünürüz!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

III. Hanııım! Saatçi Geldi!







"Sessizlik Biriktiriyorum!"

9 Temmuz'dan bu yana içimdeki gizli Blogger susma eyleminde! Bazen sözler de kahrından intihar eder:-( Nedense sadece hasta olduğumda içimdeki baskın Don Kişot kenara çekilip arkasında saklanan 'Ben' kendini gösterebiliyor. 



İşte sadece bu zamanlarda Verme ile Alma reaksiyonu arasındaki dengeyi nasıl bozduğumu fark edebiliyorum. İyilik görmenin bir ihtiyaç olduğunu, iyilik görmek için iyilik yapmamak gerektiğini fakat iyilikten sonra görülen iyilik arasındaki ince çizgiyi Don Kişotluk silgisiyle nasıl sildiğimi anladım. Kendi haklarıma nasıl ikinci sınıf muamelesi yaptığımı sadece bu günlerde görebiliyorum. Öznesi Ben olan bütün temennileri nasıl mıknatıs gibi kendime doğru çektiğimi anlamam bu günlerdeki fiziksel ateşle eş zamanlı oluyor!... 
Neyse ki iki hafta antibiyotik tedavisi ve 41 derece rekorunu kıran ateşten sonra tekrar Ben'i göremez hale geldim.

9 Temmuz 2013 Salı

Hayata Asıl!

Çok yetenekli bir insan olduğum için bu dondurma havalı yaz gününde 39 derecelik ateşle keyifsiz keyifsiz okula gidip geliyorum:-( Bundan dolahyı:-) olsa gerek hayata daha keyifle asılmak için askı modelleri bakıyorum:-D



8 Temmuz 2013 Pazartesi

2 Temmuz 2013 Salı

28 Haziran 2013 Cuma

Ben Demedim Einstein Demiş!


Valla iyi hoş demiş de günümüzde bir çok akademik yerde bu denklem Ego'ya doğru tek taraflı hale gelmiş:-( Bilimin reklamı olmaz diye düşünüyordum ama bu hafta öğrendim ki aslında OLMAZ diye bir kavram yokmuş! Bu devirde pazardaki herşeyin müşterisi var!

21 Temmuz 2014 Pazartesi

"Susuyorum, O Halde Vicdanım Rahat'"

Çok kızgınım be arkadaş. Birileri dünyanın sağırlığını kullanarak insanları katlediyor. Başkaları da vicdanlarına bahanelere bulayarak sessizliğinden güzel kelimelerle bezenmiş çarşaflar satıyor bize! Yaz günü millet daha güzel bronzlaşmak için kendilerine tatil yerleri beğenirken, Gazze'de ve tabi dünyanın başka bir çok yerinde anneler gökyüzünden yağan bombalarla tenleri yanmış evlatlarını kefene sarıyor.       

Fotoğraf: ‎ژانر‎

İsrail ürünlerine HAYIR denildiğinde de birileri çıkıyor, aha da böyle yazılar yazıyor:

Fotoğraf: Hay kim yazdıysa ağzına sağlık valla bu kadar güzel anlatılabilirdi! !!

Arkadaş okuma yazman var diye sayfalarını tenini yaralamak zorunda değilsin ya! Şimdi teknoloji, bilim ya da hocamın deyişiyle YARAYIŞLI olan herhangi bir şey Yahudilerden çıktı diye taş devri edasıyla dumanla mi haberleşeceğiz?! Hele ki daha Yahudi ile İsraillinin farkını çözememişiz. Bugün Beyaz Saray'ın önünde bu zulme okkalı HAYIR diyen büyük çoğunluk vicdan sahibi Yahudilerden oluşuyor. Tamam; vicdanlı, akıllı, hazır beyin gıdalarıyla beslenmeyen bir nesil yetiştir arkadaş. Ama tepkini ortaya koymak için de ille de 50 sene beklemene gerek yok. Ya da kullanmadığın için aynen fabrika ayarlarını koruyan vicdanını testinin başına koy, yaz günün serin serin iç suyunu! Belki için ferahlar...
Hakikaten Albert amcam doğru söylemiş:


Fotoğraf

17 Temmuz 2014 Perşembe

13 Temmuz 2014 Pazar

Dönmek Güzel!


Merhabalar! Uzun zamandır tez fırtınası hayatımı aldı; bir havaya kaldırdı, bir duvara, bazen de içi boş bir ODUN'a vurdu durdu! Şimdi de elimde tez var ama uzaktan görenler bunu pek fark edemiyor ;-) Bugünlerde  de kocaman bir çiçeği taşıyan bir karınca misali makaleler yazıyorum! 


Bu teşbihin referansı tam olarak insan anatomisinin neresinden kaynaklanıyor diye sormayın sakın. Kraliyet ailesinden geldiğim için azcık kibar insanımdır, beynimi fırtına sardığında ancak böyle küfredebiliyorum:-(
Her neyse büyümüş bir şekilde bloğuma hoş geldim:D Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...

8 Ocak 2014 Çarşamba

Sensiz BİZ Biriktiriyorum!

"Ellerime bıraktığın o ezeli ışığa yavaş yavaş alışmaya başlıyorum. Aldığım her nefeste nefesini arıyorum. Her sıcak bakışın ardındaki SENİ arıyorum. Herkes güzelleştğimi söylese de artık ne kadar ben olmadığımı tahmin edebilen yoktur. Ne kadar ÖZLEM biriktirdiğimi bilen yok..." 

these hands miss yours

9 Ekim 2013 Çarşamba

"Odun Tomurcuğun Ahhh 'Ne Günler' Görmüş Halidir."


Ve yine sessizlik biriktiriyorum;  dünyanın buna tepkisiz kalmadığını bilerek BAZILARININ adalet anlayışı karşısında sususyorum! Haksızlıkları karşısında söylenecek çok sözüm olduğundan susuyorum! Bazı insan maskeli yaratıkların hayatımdan geçişlerini izleyerek sususyorum. Sessizce çok daha fazla şey söyleyebilidiğimi bildiğim için sususyorum. Allah'ın sevgisine inandığım için susuyorum...
Ve BAZI insanların hayatımdaki ömürleri kısa olduğundan şükrediyorum...


18 Eylül 2013 Çarşamba

Biyolgluğum Geldi!


Keşke bunları bize de böyle güzel anlatsalarmış!!!

17 Eylül 2013 Salı

Düğmeli Zengin


Var ya burada böyle bir ayakkabıyı yapmaya çalışırsam cumaları dilenciliğe çıkmam lazım herhal;-)

Bensiz döndüm...

Ve döndüm... Üç hafta aradan sonra alıştığımı sandığım eski hayata döndüm; kalbimde büyük bir kaybın acısı ve ezeli bir ateşin kıvılcımı ile döndüm... Kendimi bıraktım ve geri geldim... Ona rağmen eksilmedim!... 
   

9 Ağustos 2013 Cuma

Ayak İzlerini de Al ve Git:-)

Bazı insanlar hayatımıza girer girmez ruhumuzda öyle derin izler bırakıyorlar ki bir daha eski Biz olamayız! Onlar bizim Şems-i Tebrizi'miz biz ise onları Mevlana'sı oluveririz. 


Kimileri yaşamımıza çok kısa bir süreliğine girer ama onların ayak izleri hayatımız boyunca bize eşlik eder. Varlıkları daha uzun sürsün diye nice adaklar adar dualar ederiz...  
Bazıları da hayatımıza tanıtıldıkları günü lanet ettirir bize! Ayak izi bırakmamaları için dualar ederiz ya da onları nasıl silebileceğimizi düşünürüz!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

III. Hanııım! Saatçi Geldi!







"Sessizlik Biriktiriyorum!"

9 Temmuz'dan bu yana içimdeki gizli Blogger susma eyleminde! Bazen sözler de kahrından intihar eder:-( Nedense sadece hasta olduğumda içimdeki baskın Don Kişot kenara çekilip arkasında saklanan 'Ben' kendini gösterebiliyor. 



İşte sadece bu zamanlarda Verme ile Alma reaksiyonu arasındaki dengeyi nasıl bozduğumu fark edebiliyorum. İyilik görmenin bir ihtiyaç olduğunu, iyilik görmek için iyilik yapmamak gerektiğini fakat iyilikten sonra görülen iyilik arasındaki ince çizgiyi Don Kişotluk silgisiyle nasıl sildiğimi anladım. Kendi haklarıma nasıl ikinci sınıf muamelesi yaptığımı sadece bu günlerde görebiliyorum. Öznesi Ben olan bütün temennileri nasıl mıknatıs gibi kendime doğru çektiğimi anlamam bu günlerdeki fiziksel ateşle eş zamanlı oluyor!... 
Neyse ki iki hafta antibiyotik tedavisi ve 41 derece rekorunu kıran ateşten sonra tekrar Ben'i göremez hale geldim.

9 Temmuz 2013 Salı

Hayata Asıl!

Çok yetenekli bir insan olduğum için bu dondurma havalı yaz gününde 39 derecelik ateşle keyifsiz keyifsiz okula gidip geliyorum:-( Bundan dolahyı:-) olsa gerek hayata daha keyifle asılmak için askı modelleri bakıyorum:-D



8 Temmuz 2013 Pazartesi

Lavabo Hayalı Kuruyorum:-)

Bütün evim hazırdı sadece lavabosu kalmıştı diye tasarımlar araştırıyorum;-)




2 Temmuz 2013 Salı

Nasılım Ama?:-)

Kendi bireysel karakterini kaybeden bir çerçevenin tepsi taklidi:D 




28 Haziran 2013 Cuma

Ben Demedim Einstein Demiş!


Valla iyi hoş demiş de günümüzde bir çok akademik yerde bu denklem Ego'ya doğru tek taraflı hale gelmiş:-( Bilimin reklamı olmaz diye düşünüyordum ama bu hafta öğrendim ki aslında OLMAZ diye bir kavram yokmuş! Bu devirde pazardaki herşeyin müşterisi var!

27 Haziran 2013 Perşembe

II. Hanııım! Saatçi Geldi!

Böyle yaratıcı fikirler bana niye uğramıyor ki anne?!:'-(







.

 
blogger template by arcane palette